logo

Etkinlikler

MOCA 2025

Katılımcı:

Öğr. Gör. Merve Kamacı Nalkıran

Etkinlikten Öğretim Elemenımızın Çıkarımları: 

Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından çevrim içi olarak düzenlenen MOCA 2025 etkinliğine öğrencim Yağmur Doğan ile birlikte katılmak, benim için hem mesleki hem de kişisel açıdan çok değerli bir deneyim oldu. “Hayalimdeki Dil Okulu: Öğretmen ve Öğrenci Perspektifleri” teması, öğretim sürecine farklı açılardan bakmamı sağladı. Oturumlarda müfredat tasarımı, ölçme-değerlendirme yöntemleri, teknoloji kullanımı ve öğrenen özerkliği gibi konuların ele alınması, sınıf içi uygulamalarımı yeniden düşünmeme ve geliştirmeme vesile oldu. Etkinlik boyunca yapılan paylaşımlar, teoriyle pratiği buluşturmanın önemini bir kez daha hatırlattı.

Özellikle Yağmur ile bu ortama katılmak, onun öğrenme sürecine dışarıdan bir gözle tanıklık etmemi ve öğretmen olarak rehberlik rolümün önemini derinden hissetmemi sağladı. Öğrencimin aktif katılımı, öğrenci merkezli yaklaşımların gücünü somut biçimde gösterdi. Ayrıca farklı üniversitelerden katılan öğrenci ve öğretmenlerle fikir alışverişi yapmak, mesleki perspektifimi zenginleştirdi. Katılımcıların kendi ideallerinde tasarladıkları dil okulları hakkındaki paylaşımlar da oldukça ilham vericiydi.

MOCA 2025, bana hem öğretmen olarak yenilikçi uygulamaları denemek için ilham verdi hem de mesleki doyumumu artırdı. İşbirlikçi atmosfer, farklı bakış açılarıyla beslenmemi sağladı ve öğretme-öğrenme sürecine daha bütüncül bir yaklaşım geliştirmeme yardımcı oldu. Bu deneyimden, sınıf içinde daha motive edici, katılımcı ve öğrenen odaklı bir ortam yaratmanın değerini bir kez daha fark ederek ayrıldım.

Katılımcı:

Öğr. Gör. Merve Kamacı Nalkıran

Etkinlikten Öğretim Elemenımızın Çıkarımları: 

Nisan ayında Sabancı Üniversitesi’nde düzenlenen FOAI-14 (Forum on Assessment Issues) etkinliğine meslektaşım Begüm Yağız Sabuncu ile birlikte katıldım. İki gün süren bu forum hem profesyonel gelişim hem de keyifli bir deneyim fırsatı sundu. Etkinlikte İngilizce konuşma becerilerinin değerlendirilmesi odak noktasıydı. Bu kapsamda etkili ders etkinlikleri tasarlama, anlamlı geri bildirim verme ve alternatif değerlendirme yöntemleri gibi konular ele alındı. Oturumlar, gerçek sınıf ortamlarındaki zorlukları ve pratik çözümleri farklı bakış açılarıyla değerlendirmemi sağladı. Ayrıca güncel trendler ve araştırmalara dayalı uygulamaların tartışılması, kendi öğretim yöntemlerimde yeni yaklaşımlar denemem için ilham kaynağı oldu.

Forum boyunca teori ve pratiğin dengeli bir şekilde ele alınması çok değerliydi. Farklı geçmişlerden gelen katılımcılarla deneyim ve fikir paylaşımı yapma fırsatı, süreci daha da zenginleştirdi. Özellikle konuşma becerilerinin değerlendirilmesine yönelik sunulan örnekler ve stratejiler, öğrenciler için daha destekleyici bir yaklaşım geliştirmeme katkı sağladı. Etkinlik, yalnızca yeni bilgiler kazanmamı değil, aynı zamanda mesleki motivasyonumu artırmayı, özgüvenimi pekiştirmeyi ve sürekli profesyonel gelişime olan bağlılığımı güçlendirmeyi de sağladı.

FOAI-14, değerlendirme süreçlerine dair farkındalığımı artırırken, öğrenci başarısını destekleyecek daha adil, sürdürülebilir ve motive edici ölçme yöntemleri geliştirme konusunda bana yeni bir bakış açısı kazandırdı.

Katılımcı:

Öğr. Gör. Beyzagül Eraydın

Etkinlikten Öğretim Elemenımızın Çıkarımları: 

ESP Üniversiteler için zorlayıcı bir konu olarak ele alınabilir. Öğretiminin ne zaman başlayacağı, içeriğinin neler olacağı ve ölçme değerlendirmesinin nasıl gerçekleştirileceği konusunda her okulun farklı bir fikri vardır. Etkinlikte gözlemlediğim kadarıyla hiçbir okulda ‘mükemmel’ denilebilecek ESP eğitimi yoktu. Üniversitemizde ise ESP eğitimi konusunda en önemli noktalardan biri ESP eğitiminin başlangıç noktasıdır. Çalışmalar ikinci dönemde başlamaktadır ve bu çalışmaları verimli kılan ana noktalardan biri öğrencilerin o ana kadar aldıkları eğitimdir. Öğrenciler anlama konusunda sorun yaşamadıkları noktaya ulaştıktan sonra esp ile tanışırlar.  İkinci olarak, ESP çalışmalarının değerlendirilmesi önemli bir tartışma konusu oldu. Hazırlık okulu, ESP açısından öğrencileri quizler ile değerlendiriyor. Ancak sınav olasılığı nedir? Belki sınavlar, ESP çalışmalarının değerlendirme bileşenine entegre edilebilir. Üçüncü nokta ise ESP öğretmenlerinin eğitimi. Bu öğretmenler genellikle ELT bölümlerinden mezun olan eğitmenlerdir ve daha sonra ESP öğretim görevini üstlenirler. Ancak onların eğitimi ne olacak? Her zaman, ESP öğretmeninden daha bilgili olan öğrenciler olacaktır, bu nedenle ESP eğitmenlerine kendilerini geliştirme fırsatları sunulmalıdır. Ayrıca, yerinde eğitim olanakları da tartışıldı. Dördüncü nokta, ESP öğretmenlerine sağlanan destektir. Bu öğretmenlere daha az genel İngilizce dersi verilmesi gerektiği tartışıldı. Öğretim materyalleri hazırlamak için ekstra zaman verilmesi gerektiği ve ESP öğretiminin zaman alıcı olabileceği göz önünde bulundurularak materyal hazırlığı konusunda destek sağlanması gerektiği dile getirildi. Medipol Üniversitesi’nin, öğretmenlerini yerinde eğitim uygulamalarıyla ve ‘buddy-system’ ile desteklediğini açıkladım. Ayrıca, giriş niteliğinde bir ESP öğretimi uygulayarak öğrencilere motivasyon sağladıklarını belirttim. Genel olarak etkinlik, öğretimin sadece Genel İngilizce ile sınırlı olmadığını fark etmemi sağladı. ESP, keşfe açık bir alan ve konferans, bu alana ilgimi artırdı. Gelecekte, bu alanda daha fazla bilgi edinmek istiyorum.

Katılımcı:

Öğr. Gör. Cansu Çiprut

Etkinlikten Öğretim Elemenımızın Çıkarımları: 

Yapay zekâ, çeşitli alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da yenilik ve dönüşümü beraberinde getirmektedir.
En yüksek faydanın sağlanabilmesi için insan yaratıcılığı ile teknolojik gelişmişliğin bir araya getirilmesi gerekmektedir.
Öğrenciler, eğitimle ilgili konularda yapay zekâyı kullanmaya başlamış durumdadır. Bu bağlamda, öğretmenler ve eğitmenler sınıflarında yapay zekânın etkisini kontrol edebilmek için ilgili eğitimleri almalıdır.
Müfredat tasarımcıları da yapay zekâ konusunda eğitilmelidir. Bu sayede, yapay zekânın grafik oluşturma, tabloları doldurma, tarihleri belirleme gibi süreçleri üstlenmesi sağlanırken, insan yaratıcılığı ve duyarlılığı gerektiren unsurlara daha fazla odaklanılabilecektir.

Katılımcı:

Öğr. Gör. Beyzagül Eraydın

Etkinlikten Öğretim Elemenımızın Çıkarımları:

Bu yılki etkinliğin teması, dil öğrenimini olumsuz yönde etkileyen faktörlerin tartışılmasıydı. İlk öğretmen toplantısında, problemler belirlendi ve bu problemlere çözüm önerileri geliştirildi. İlk gündeme gelen sorun, dil öğrenicilerinin maruz kalma düzeyiydi. Öğrencilerin dil edinimi için belli bir seviyede maruz kalma gerekliliği olduğu açık bir şekilde ifade edildi ve bazı okullar, Medipol Üniversitesi de dahil olmak üzere, öğrencilere konuşma kulübü faaliyetleri sunuyor. Bu kulüplerde öğrenciler, baskıdan uzak bir ortamda dil pratiği yapabilmektedirler. Bu konuda önerilen çözüm, öğrencilerin kaygılarını azaltmak ve duygusal engelleri düşürmek amacıyla konuşma kulüplerinin öğretmensiz yapılmasıydı. İkinci gündem maddesi, derslerin hızındaki sorunlardı ve bazı öğretmenler, derslerin hızının çok sıkı olduğunu dile getirdi. Bir okul, bu sorunu çözmek amacıyla modüler sisteme geçiş yapmayı denediklerini belirtti. Bir diğer konu ise aşırı teknoloji kullanımının yarattığı problemdi. Bir öğretmen, okullarının tek bir derste 4-5 teknolojik araç kullanmalarını zorunlu kıldığını ve bunun aşırı olduğunu, verimliliği düşürdüğünü söyledi. Bu sorun için bir çözüm ya da öneri getirilmedi. Bir diğer sorun, dil öğretiminde gramer odaklı ve geleneksel eğitim biçimlerinin hâkimiyetiydi. Medipol Üniversitesi temsilcisi olarak, proje tabanlı dil öğretiminin gramer kurallarını doğrudan açıklamaktan çok daha değerli ve etkili olduğunu ifade ettim. Ayrıca, Medipol Üniversitesi’nde yapılan projeyi örnek vererek bu tür çalışmaların nasıl uygulandığını gösterdim. Bir sonraki konu, okullarda mesleki gelişim faaliyetlerinin önemi idi. Bir öğretmen, öğrenci ve öğretmen arasındaki jenerasyon farklarından kaynaklanan engelleri dile getirirken, ben de zorunlu öğretmen eğitimlerinden yararlanılmasının faydalı olabileceğini belirttim ve kurumumuzda gerçekleştirilen mesleki gelişim faaliyetlerinden bahsettim. Bu konu, öğretmen motivasyonu ile de bağlantılıydı ve öğretmen motivasyonunun da öğrencilerin motivasyonu kadar önemli olduğu vurgulandı. Bazı öğrenciler, geçme notlarının çok yüksek olduğunu ve bu notun düşürülmesi gerektiğini ifade etti, ancak bu konu, öğretmenlerin değil yönetimle ilgili bir mesele olduğu için herhangi bir çözüm önerisi sunulamadı. Bir diğer gündem maddesi, akademik makalelerin hazırlık sınıflarında kullanılması gerektiği ve bunun, öğrencilerin bölümlerinde araştırma süreçlerine başladıklarında zorluk yaşamamaları için faydalı olacağıydı. Bu başlıklar, öğretmenlerin bir odak grup görüşmesinde ele aldıkları temel noktalar oldu. Etkinlikten elde ettiğim çıkarımlar konusunda, bu sorunların çözülmesi için daha fazla etkinlik yapılması gerektiğini güvenle söyleyebilirim. Öğrencilerimizle ne kadar çok etkileşimde bulunursak, sistemdeki eksiklikleri daha iyi görebilir ve bu eksiklikleri düzeltmeye çalışabiliriz. Bir araya gelmek ve çözüm üretmeye çalışmak çok değerli bir deneyimdir ve K12 okullarındaki sistemin eksik yanıdır. Bu sorunların çözülmesi için, öncelikle ilkokul seviyelerine odaklanmamız gerektiğini ve o seviyelerde yapılan uygulamaları gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hazırlık sınıfları, İngilizce öğrenmenin başlangıç noktası olarak görülmektedir, ancak yaşam boyu öğrenici olmanın çok daha önemli olduğuna inanıyorum ve eğer hazırlık okulları ile K12 hedefleri arasında bir bağ kurmanın bir yolu bulunursa, hazırlık sınıflarında alınan eğitim çok daha verimli olacaktır. Böylece öğrenciler, ilk İngilizce konuşmalarını üniversite sınıfında yapmak zorunda kalmayacaklardır.